Kavga

Geri...

Kavga ediyorlardı incir çekirdeğini doldurmayacak bir sebepten. Hiç istemeseler de başlamışlardı bir kere... Kadın ağlamaya başladı birden. Erkek sersemledi. Evde oğulları ve köpekten başka kimse yoktu... Önce whiskey geldi yanına kadının... Ardından oğlan... Whiskey doğası gereği sarılamazdı kadına. Zaten daha da alışamamıştı kadın köpeklere. İşin garibi sanki köpekte bunu biliyordu, uzandı ayaklarının üstüne kadını, sıcaklığı ile güç vermek istercesine. Sarılmak işini oğlan devraldı hemen, sanki daha önce çalışılmış bir taktik gibi hiç duraksamadan yaptı bunu. Hem köpek hem de oğlan dokunsalar ağlayacak gibi bakıyorlardı adama. Her üçünün de alt dudakları sarkık olarak bakıyorlardı adama...

Dar geldi salon... Dar geldi ev... Sıkıntı, çelik parmakları ile kavradı adamın boğazını. Düğümlendi bir şeyler. Çıkmıyordu... Kızgınlığı üzüntü halini aldı... Barışmak lazımdı... Barışmak... Çünkü seviyordu kadını, oğlanı, köpeği... Bir mazeret bulmalı ve barışmak lazımdı... Zaten "küskünlüklerin üstüne gün doğamamalıydı". Yaklaştı yanlarına... Whiskey inanılmaz bir hareket ile geçti kadının önüne ve diş göstermeye başladı, derin bir hırlama ile. İlk defa korktu adam... Köpekten değil. İçine giren yaratıktan, insan olmaktan çıkmıştı galiba... Bir hayvan, bir yaratık olmuştu. Köpek kadını, oğlanı korumak için başka türlü öne çıkmazdı, adam köpeğin alfasıydı... Oğlan alev aley yanan bakışlarını dikti adamın gözlerinin içine, hâlbuki daha önce defalarca mutluluk okumuştu adam. "Kaçırmamak gerekir gözleri birbirinden." Birinci kural budur köpek eğitirken, meydan okumadır gözleri bir birine dikmek... Kaçıran kaybeder... Adam dayanamadı baskısına oğlanın gözlerinin. Kaçırdı gözlerini... Kadın gözleri yaşlı, kaldırdı kafasını... "neden" der gibi dikti bakışlarını adama... Belki hüngür hüngür ağlasa daha kolay olacaktı adam, için ama ağlamıyordu artık... Rezalet bir halde hissediyordu adam kendini... Hiç yoktan kırmıştı sevdiklerinin kalbini... Bir ışıltı arıyordu üstüne dikilen gözlerde... Yoktu... Kin ya da nefrette yoktu... Sadece hayal kırıklığı vardı... Eli sigara paketine gitti... Hâlbuki söz vermişti kadınına, oğluna... İçmeyecekti evde... Aradı titreyen elleri ile paketi, buldu bir sigara çekti içinden, paketi attı bir köşeye. Çakmak arandı... Yaktı sigarasını... Bir nefes çekti titreyen elleri ile sigarasından derin derin... Sinir kalmamıştı... Bir çıkış noktası arıyordu, barışmak istiyordu... Bir açıklık bulsa süzülüverecekti içeri... Yoktu... Bir iki tur attı salonda... Sanki çevrelerini saran o hissedilmez hava bir anda pelte kıvamına dönmüştü. Zorlandı hazla adım atamadı. Sinirli değildi artık duyduğu tek kızgınlık kendine idi...

Birden kadın çatlak ama kararlı bir sesle... " ben de bir nefes istiyorum sigarandan" dedi... Kalbi çarpmaya başladı adamın... Bilinçli olarak derin tuttu filtresinden sigaranın ve uzattı kadına... Kadın titrek dudakları ile sararken sigarayı değdi adamın parmaklarına... Oğlan kızdı birden, "hani evde sigara içmeyecektiniz... Bana böyle mi örnek olacaksınız... "

Kadın ve adam birbirlerine baktılar... Sessice kalktı oğlan ve kadın koltuktan... Köpek istemeye istemeye çekildi geriye... Sarıldılar... Sanki ilk defa sarılıyorlardı birbirlerine... Sanki ilk defa hissediyorlardı sıcaklıklarını... Adam fısıldadı "üzgünüm.." ardından ekledi. "Sen ne kadar biz isen biz de o kadar sen... "

Yazılar sayfasına git...
Sayfa başı