| İki mezar |
İnsan kimi zaman iki mezar kazmalı. Eğer birinden intikam almak istiyorsa önce kendisini de yok etmeyi göze almalı yani. Yıllar önce izlediğim bir Türk filminden edindiğim ana fikir bu olmuştu. Hiç unutmam; Cüneyt ARKIN amca birinden intikam almayı düşünürken eski bir kumarbaz, bu öğüdü veriyordu ona. Ne filmin ismi aklımda kalmış ne de diğer oyuncuları, Sadece iki mezar kazılmalı kısmını hatırlıyorum. O filmden ne derece etkilendiğimi, yıllar sonra birilerine kin tutuğum zaman fark etmiştim. Sene 88, aylardan Ağustos, yer bir kamu kuruluşunun tatil kampı. Bir kız var çevrede bütün erkeler çevresinde pervane. Elektrik alıyorum ama kendime güvenim yok, bütün gençlik yıllardır beraber yaşıyor, ben ilk defa girmişim aralarına. İçin için "acaba " diyorum, "gördüğüm ilgi yeniye olan rağbet mi?". Bir türlü emin olamıyorum. İkinci gece kız diskoda gelip yanıma oturuyor ve saatlerce sohbet ediyoruz. Sabah kahvaltıdan sonra daha da güvenerek iniyorum sahile, aralarına. O zamanlar göbeğim de yok, bastığımda titriyor yer, özgüven 1500. Bir süre sonra laf lafı açıyor gelip satranca dayanıyor. Gruptan biri "ben de bilirim. Hem de iyi." Bu arada biliyorum ki kızda onun da gözü var. İş iddiaya biniyor ve maç başlıyor. Saat 10.30, güneş kavuruyor. Plaj şemsiyelerinden medet umuyoruz ama kâfi değil. 3 saat sonra her ikimiz de 3. derece yanık şeklinde kalkıyoruz satranç tahtasının başından. Kimin kazandığı önemli değil her ikimiz de iki gün çıkamıyoruz güneşe. İkimiz de bir mezara tıkılı kalıyoruz. Sonra yine tekrarlanıyor bu terane. Pek sık olmamakla beraber yine elime alıyorum kazma küreği. Ama bu defa işim daha kolay. O mezarlardan biri zaten açık. Diğerini açarken kendi mezarımın içinde biriken çer çöpü temizlemem yetiyor. Her yeni kin için yeni bir mezar açmayı da alışkanlık haline getiriyorum aradan geçen zamanda. Başkası için biçilmiş bir mintan bir diğerine olmaz da dar ya da bol gelir ya o hesap işte. Her yeni kin yeni bir mezar demek benim jargonumda. Kaç kişi mezarlarına benim tarafımdan itildi, kaçı kendi ayağı ile tıpış tıpış düştü(buraya bir virgül gerekebilir) çok emin değilim. Sanırım birçoğu kendileri gelip uzandılar upuzun. Hiç öldürmedim aslında, ölmedim de. İntihar etmeyi hiç düşünmedim. Birçok kişiyi öldürmeyi ciddi ciddi planladım, bunu biliyorum ama hiç eyleme geçirme gereği duymadım. Biliyorum ki, nasıl olsa bir gün kendi ayakları ile gelip girecekler o mezara zaten. Bu süreyi hızlandırmak gereği de pek yok. (ay bravo, burası doğru) Ama büyük bir zevk duyuyorum mezar kazma işinden. Büyük keyif alıyorum hissettiğim kini o mezara akıtırken. Öldürmek / itelemek yerine de kişiyi o mezara, inadına mutlu oluyorum. Biliyorum ki bir insandan intikam almanın en güzel yolu o'na rağmen mutlu olmak, hayata gülen gözlerle bakmak. Ben ne kadar zevk alıyorsam hayattan, diğerleri o kadar çabuk düşüyorlar mezara. |
||
| Sayfa başı | ||
| Yorum Gönder... | ||
| Bu sitede yayınlanan fotoğrafların tüm hakları (maddi ve manevi) 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereğince Tunç KUTLU'ya aittir. Hiç bir şekilde kullanılamaz ve iktibas edilemez. Aksine davranışlarda gereken bütün hukuki yollara başvurulacaktır. | ||
| Copyright © 2004-2008 Tunç KUTLU | V:2.0 | |