| Sayıklamalar |
Korku. benliğinde hissettiği sadece korkuydu. Adını koyamadığı bir korku. Neydi korku? Unutmuştu uzun zamandır bu duyguyu. Aslında hatırlamak da istemiyordu. Ama birden tüm benliğini kaplayıvermişti. Biraz düşündüğünde 8-10 sene kadar önce tüm korkularından arındığını hatırlıyordu. Bıyıkları olmadığı için yüzüne yerleşen gülümseme bıyık altı olmadı, TANRI gibi olmuştum diye düşündü. Ne değişmişti. İçin için nelerin değiştiğini biliyordu ama bir türlü itiraf edemiyordu. Ne değişmişti, neden değişmişti! Aslında en önemli sorun buydu. NEDEN DEĞİŞMİŞTİ hayatı. Eski düzeninde ne eksikti, sorun neydi... Bir sorun cidden var mıydı? Demek ki vardı. Peki neden fark etmemişti sorunları. Bu derece saklayabilmiş miydi? gerçekleri. Bir süredir yattığı yerden tavanı seyrettiğini fark etti donuk gözler ile. "O" şimdi ne yapıyordu. Neredeydi. Kaç sigara içmişti acaba. Tutmuş muydu? saat başı sigara içme sözünü, yüz kasları ihanet etti, gülümsedi. Adı gibi biliyordu.. Tutamamıştı sözünü, kaçamak bir iki fazla sigara tellendirmişti. Çok küçük, güçsüz hissediyordu kendisini, mümkün olsa da bir anda havalansa yataktan, çarşafın üstünde hiç iz bulamayacaktı yattığına dair. Ağırlıksızdı. Nasıl bu duruma gelmişti hayatı. Ya da en önemlisi neden bu duruma gelmişti. Uzun süredir kaçtığı, ya da yok saydığı bir duyguydu yaşadığı. "Yaşlanıyorsun" dedi yüksek sesle. İrkildi! Hatta zıpladı yattı yerden. Artık iz var yatakta diye düşündü, ve kasları yine ihanet etti gülümsedi. Aklına "O" geldiğinde ya dudaklarını kemiriyordu, ya sol elinin işaret parmağı ile başparmağının yanını deşiyordu, ya da gülümsüyordu. "O'na" sarılmaya bayılıyordu. Kocaman gövdesine, tembel-hayvan (koala*; tembelliği ile birçok insana idol olmuş şirin hayvan) gibi sarılıp saatlerce kalabilirdi. Daha önce hiç düşünmemişti aslında bir koala için okaliptüs ağacı neyse. "O'da" onun için o olmuştu. Nerede duymuştu, hatırlamıyordu, Aklında bir cümle cirit atıyordu."Okaliptüs ağacı bir koala için yalnız barınak değil, aynı zamanQda önemli bir besin kaynağıdır." Barınak. Bir barınak mıydı kendisi için. Eğer böyleyse bile buna hiç ihtiyacı yoktu ki. Hiçbir barınağa ihtiyaç duymamıştı. Duymuş muydu?... HAYIR. HAYIR. duymamıştı. Besin kaynağı. Besleniyor muydu O'ndan. Organik anlamda tabi ki beslenmiyordu, yamyamlık yapmamıştı. Ama zihinsel olarak beslendiği bir gerçekti. Ağız dolusu sövdü. Bu defa sesi çıkmasın diye ağzını sıkı sıkı kapamıştı, uyanmasın diye içerdekiler. "Hiç sırası değil" dedi "koala olmanın hiç sırası değil", Bu düşünce kafasının için de gezinirken, "acaba bu yüzden mi sık sık hem sarılıp hem de o'ndan kaçmaya çalışıyorum" diye düşünmeden alamadı kendisini. Hiçbir anlamı yoktu. Gerçekten hiç anlamı yoktu. İstemiyordu. İS-TE-Mİ-YOR-DU. Ama kendini bir türlü geri çekemiyordu. "O" ne demişti. Beyni uğulduyordu, fırtınalar kopuyor. Diniyor. Yeniden kopuyordu. Dudaklarını kemirdiğini hissetti. Aklı sol elinin parmaklarına kaydı. Deşmiyordu. Rahatladı. Ne demişti geçen gün boy aynasının önünde sarmaş dolaşken, aynada yansıyan yüzlerini gösterip. Aslında sadece gözlerini gösterip, o loş hol ışığında bile nasıl parladığını göstermişti. Ama ne söylemişti. Hatırlamıyordu. Beyninde fırtınalar kopuyordu. İstemiyorum. İstemiyorum. . . İstiyorum. İstiyorum. Köpeğini özlemişti. Kedilerini özlemişti. Evini özlemişti. O'nu özlemişti. Bir fırın gibi yaydığı sıcaklığı özlemişti. Kokusunu özlemişti... Hayır O'nu özlememişti. ÖZLEMEMİŞTİ. Özlemişti. Bir şimşek çaktı beyninde kopan fırtınada. Gündüz vakti gibi aydınlandı, saatlerdir karanlığın hüküm sürdüğü beyni... Önce bunu normal olarak algıladı, sonra hatırladı. Adamın ne dediğini. Boy aynası önünde sarmaş dolaş yüzlerini ya da gözlerini izlerlerden adam usulca kulağına eğilip "yandım yandım" demişti. "Yandım yandım. " Ağırlığını hissettiğinde göz kapaklarının saatin kaç olduğuna bakmayı akıl etti. Güneş gün doğusundan iki mızrak boyu kadar yükselmişti. Uykusu vardı. Gözleri yanıyordu. Adam bu saatlerde güne "Merhaba" demişti, biliyordu. Uysam mı? acaba dedi. Göz altı torbalarım arabaların hava yastıklarına benzemeye başlamıştı. Uyumalıyım dedi. Koala gibi, bir okaliptüs ağacına sımsıkı sarılıp uyumalıyım. Okaliptüs ağacını nereden bulacaktı ki. Yüz kasları bir kez daha ihanet etti kendisine, gülümsedi. O, adama sarılıp uyumak istiyordu. |
||
| Sayfa başı | *: Sadece saldırıya uğradığı ya da tünediği daldaki tüm yapraklar bittiği zaman hareket eden, hayatının tümünü bir ağaca sarılarak geçirebilen bir hayvan çeşidi | |
| Yorum Gönder... | ||
| Bu sitede yayınlanan fotoğrafların tüm hakları (maddi ve manevi) 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereğince Tunç KUTLU'ya aittir. Hiç bir şekilde kullanılamaz ve iktibas edilemez. Aksine davranışlarda gereken bütün hukuki yollara başvurulacaktır. | ||
| Copyright © 2004-2008 Tunç KUTLU | V:2.0 | |