Sınav kapısında...

Geri...

Anlamak için bazı şeyleri yaşamak gerekiyormuş gerçekten...

yıllarca sınav merkezlerinin kapısında bekleyen anne ve babaları gördüğümde, ne hissettiklerini asla anlamamışım, biraz önce anladım.

Sabah 07.00 de uyandık oğlumla beraber. Pazar sabahı... Kafama silah dayasalar o saatte kalkmam derken, kafamı yastıkdan kaldırır kaldırmaz uyandım birden.

Apar topar bir kahvaltı... Ardından tuvalet ihtiyacı... Biraz kahve... Bolca saçmalama...

Yola düştük... Son durak sınav merkezi... Bize 8:30 da alırız salona çocukları demişlerdi... 8.20 de merkeze geldik... 9 da alacağız dediler... Allahım o 40 dakika nasıl geçti anlatamam size... Dakikalar bu defa gerçekten akmadı, hatta damlamadı bile... Koca bahçede bir aşağı bir yukarı volta atarken neler neler konuştuk oğlumla hatırlamıyorum bile... Aslında, yalan söyledim hatırlıyorum... Bolca saçmaladım... Kurbanlık koyun misali bahçede bir sürü delikanlı... Kimi ortalama memleketim insanı kılığında ... Kimi uzun... Kimi kısa... Fakat hepsinin yüzünde aynı anlamsız ifade...


Bir çoğu eminim ki “neden bu saatte, bu ayazda bekliyoruz yahu” diye düşünüyordu...

Anne ve babalar... Bir çoğu evlatlarından daha heyecanlı... Kalem aldın mı, ya silgi... Sınav giriş belgen yanında mı? Ya nüfus cüzdanın... Bu soruları hiç duymadığım kadar çok duydum bu gün...

Biz biraz daha soğuk kanlı mıydık?... Hayır... Asla soğuk kanlı değildik... Hava soğuk olduğu için soğuk kanlı gibi davrandık... Ama heyecanlıydık ala bildiğine... Saat 9'a doğru hadi dediler sıraya, ardından sınava... 12. kişi olarak alındı evladım sınav salonuna... Ben ve benim gibi yüzlerce veli kapı önünde kala kaldık bir başımıza...

Sınav başladı... Aradan geçti bir 40 dakika... Oturdum bir köşeye bunları yazıyorum... Oğlum içeride yazıyor ben dışarıda... Yazmasam sanki onun çabasına ihanet edecekmişim gibi geliyor bana...

Muhtemelen içeride terliyor oğlan... Ben ise dışarıda üşüyorum... Artık çok soğuk değil hava... Kan şekerim yerle bir sanırım o yüzden üşüyorum...

Oğlanın kan şekeri düşmez umarım.. Düşmez yahu çikolata verdim yanına...

Veliler geziniyor etrafta... Bir kısmı anlamsız anlamsız bakıyor suratıma. Adım gibi biliyorum, bir çoğu küfür ediyor bana... Oturmuş bunları yazıyorum diye...

Yapacak daha iyi bir şey bulamadığımı... Bunu da yapmasam heyecandan patlayacağımı nasıl anlatırım ki onlara... Hatta bir kaçına desem ki... Aklınızdan geçenleri yazın... Yazabilirler mi? acaba...

Saat 10.20... Daha bir saat 10 dakika var sınavın bitmesine... Ve 2 saat 35 dakika var bataryanın tükenmesine... Zaman var yani... Yazacak, saçmalayacak zaman var...

Küçük çocuklarını da getirmiş veliler yanlarında... Evde bırakamadıkları için mi?, yoksa bu yaşdan önlerine çıkacak sınavlara hazırlansınlar diye mi? bilinmez.. Kimi veli bahçede bulunan ağaçların altına piknik takımlarını atmış, piknik yapıyorlar resmen... Bir de hava daha sıcak olsa keyiflerine diyecek olmaz... Mangal bile yakarlar vallahi...

Ben hala üşüyorum... Oğlan terliyor... Bir kahve daha içsem iyi olacak sanırım... Daha çıkan olmadı içeriden... Zor mu? Sorular acaba...

Memleketimden insan manzaraları konulu bir fotoğraf arşivi oluşturabilirdim eğer yanımda fotoğraf makinem olsaydı diye düşünüyorum ciddi ciddi... Hoş makinem yanımda olsa kesin sopa yerdim burada...

Aslında adım kadar eminim... Gözümle çektiğim fotoğrafları bir şekilde burada oturan, gezinen insanların önüne koysam beğenirlerdi. Bir otelin bahçesinde dikili olan Bodur bir çam altında gözleme yiyen kaç insan yakalaya bilirsiniz ki hayatınızda...

Şaka gibi ama değil. Sınav merkezi imkb otelcilik okulu binası... Binanın bir de eğitim oteli var... Otel ile okul binası arasında bir avlu... Avluda bir bahçe... Yeşilin her tonu var bahçede... Memleketimden insanlar bu bahçede yayılmışlar... Çizgili pijama ve terlik giyen kimse yok ama manzara aynı bir piknik yeri manzarası... Bir, iki aile açmışlar çıkınlarını atıştırıyorlar güzelce... Tek eksik o alışıla gelen mangal dumanı ve mangal kokusu...

Sınav salonunundan dışarıyı gören çocuklar var mı? acaba diye endişe ediyorum şaka bir yana...

Düşünsenize, adamlar piknik yapıyor... Çocuklar sınavda ter döküyor...

Mekan sessiz nispeten... Bir iki çocuk sesi var etrafta hepsi o...

Son 35 dakika sınavın bitmesine... Nasıl geçiyor acaba oğlanın sınavı diye merak ediyorum için için... Bir yandan elim klavyede... Bir şeyler yazıyorum... Anlamlı kelimeleri ard arda ekliyorum biliyorum... Ama bu stresden sonra okuduğumda ne kadar anlamlı gelecek işte bunu şimdilik kestiremiyorum...

Roger WATERS'i severim... Aslında bu sevgim PINK FLOYD'dan gelir... Bu yazıya başlamadan önce, mekanı ve insanları izlerken aklıma Roger WATERS'in “on a island” albümü geldi... Hoş bir albümdür bilirim... Dinlendiricidir... Yanımda olmadığına üzüldüm... Şimdi iniyor... Muhtemelen sınav sonunda kadar inmeyecek hatta ben ancak evde dinleye bileceğim ama olsun... Aklımın bir köşesi orada... Daha az düşünüyorum sınavı anlayacağınız....

Bir, iki öğrenci biraz önce çıktı sınavdan... Velilerinin gözlerinde aynı endişe belirdi fark ettim... Acaba olmadı mı? diye düşünüyorlar eminim...

ACABA OLMADI MI?

27 dakika var daha sınavın bitmesine ve bir saat 32 dakika “on a island” ın inmesine... Dinleyemeyeceğim kesinleşti yani...

Bir öğrenci daha çıktı...

Yine aynı ifade gözlerde... ACABA OLMADI MI?

Normal sanırım bu süre içinde sınavın bitmesi...

Sınav kapısında veliler birer ikişer artmaya başladı... Sırada kim var acaba?

Bir, iki öğrenci daha çıktı... İkisinin elinde su şişesi var... Açmamışlar...

Kapıda bekleyenlerin gözlerinden bir şeyler anlamak mümkün değil artık... Fakat her öğrenci çıktığımda bir alkış kopacak diye endişelenmeye başlıyorum artık...

İçeriden çıkışlar hızlandı...

Bir biri ardına çıkıyor öğrenciler...

Bu defa diğer bir korku beliriyor gözlerde..

Neden bizimki çıkmadı daha... Acaba yapamadı mı?

İnsan oğlu cidden enteresan... Neyi ne zaman düşüneceği asla belli olmuyor...

Sınav merkezinin kapısını görmenizi cidden isterim... Artık öğrenciler velileri yara yara çıkıyor dışarı...

Dışarı çıkan öğrenci sayısı arttıkca, gözlerde neden bizimki çıkmadı daha... Acaba yapamadı mı? Sorusu daha da belirginleşiyor...

Birazdan oğlum da çıkacak...

O benim gözlerimde bu endişeleri görmeyecek aslında...

Ben yazdım endişelerimi... İçeriden çıkınca kek yemeğe götüreceğim kendisini...

Yazılar sayfasına git...
Sayfa başı    
 
 
Yorum Gönder...
Bu sitede yayınlanan fotoğrafların tüm hakları (maddi ve manevi) 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereğince Tunç KUTLU'ya aittir. Hiç bir şekilde kullanılamaz ve iktibas edilemez. Aksine davranışlarda gereken bütün hukuki yollara başvurulacaktır.
  Copyright © 2004-2008 Tunç KUTLU V:2.0